Korkma KonuşÖğren

B1 · 13. İleri zaman biçimleri

13.4 Geleceğin diğer yolları: be about to, be due to

Neden zorlanıyoruz

Türkçe geleceği birkaç ekle ve yardımcı kelimeyle çok ince ayarlıyor:

• çıkmak üzere → an meselesi
• çıkacak → düz gelecek
• çıkması gerekiyor → program böyle
• çıkmak üzereydi → neredeyse çıkıyordu

İngilizcede will ve going to öğrenildikten sonra genelde orada kalınıyor (8. ünite). Ama İngilizce bu ince ayarları da yapıyor ve bunları bilmemek iki soruna yol açıyor:

1. Anlatamamak: "Tam çıkmak üzereydim" demek isteyen kişi "I was going to go out" diyor — bu "çıkacaktım" demek, "tam çıkmak üzereydim" değil.

2. Anlamamak: havaalanı anonsları, tren tarifeleri ve iş e-postaları bu kalıplarla dolu. "The flight is due to depart at 14:20" cümlesini çözemezsen uçuşu kaçırırsın.

Bu ders B2 müfredatlarında "other ways to express the future" başlığıyla geçiyor ve dört kalıbı kapsıyor: be about to, be due to, be to, be on the point of — artı beklenti bildiren should be + -ing.

be about to: an meselesi

Bir şeyin çok yakında, neredeyse şimdi olacağını söylüyor. Türkçedeki "…-mak üzere"nin tam karşılığı.

"I was about to…" günlük konuşmanın en kullanışlı kalıplarından biri: biri seni aradığında "tam seni arayacaktım", bir şey istendiğinde "tam yapıyordum". Türkçede bunu sürekli söylüyoruz ve İngilizce karşılığı tek kalıp.

  • The film is about to start.

    Başlamak üzere.

  • I'm about to leave — can I call you back?

  • Hurry up, the train's about to go.

  • I was about to call you!

    Tam arayacaktım — en çok kullanılan hali.

  • I'm about to go in five hours.

    I'm going to go in five hours.

    about to uzak gelecek için kullanılmıyor.

  • She's on the point of giving up.

    Aynı anlam, daha resmi — arkasına -ing geliyor.

be due to: program böyle

Bir şeyin planlandığı, beklendiği zamanı bildiriyor. Tarifeler, teslim tarihleri ve resmi duyuruların dili.

  • The flight is due to depart at 14:20.

  • The train is due in ten minutes.

    Fiil olmadan da kullanılıyor.

  • The report is due on Friday.

    Teslim tarihi — çok kullanılıyor.

  • She's due to arrive tomorrow.

  • The baby's due in May.

    Doğum tarihi.

  • The meeting was due to start at nine.

    Başlaması gerekiyordu — başlamamış olabilir.

be to: resmi plan ve talimat

Haber dilinde ve resmi talimatlarda kullanılıyor. Bir karar ya da düzenleme bildiriyor.

  • The President is to visit Ankara next week.

    Haber başlığı.

  • You are to report to the manager at nine.

    Talimat — emir gibi.

  • No one is to leave the room.

    Katı kural.

  • The new rules are to take effect in June.

  • Bu kalıp konuşmada kullanılmıyor; okumada tanımak yeterli.

should be + -ing: beklenti

Bir şeyin olmasını bekliyorsun ama kesin bilmiyorsun. Tahmin ile program arası bir yerde duruyor.

should burada tavsiye vermiyor, beklenti bildiriyor. "The parcel should arrive today" = gelmesi lazım/beklenen o. Aynı kelimenin iki işi var ve bağlam ayırıyor — B2'nin tekrar eden deseni (11.3, 20.4).

  • She should be arriving around six.

    Altı civarı gelir herhalde.

  • They should be finishing soon.

  • The parcel should be arriving today.

    Bugün gelmesi lazım.

  • He should be here by now.

    -ing olmadan da olur (20.4).

  • He must be arriving now.

    must: daha kesin tahmin (20.3).

  • He might be arriving later.

    might: daha zayıf.

Geçmişte: neredeyse oldu

Bu kalıpların geçmiş hali, olmak üzereyken olmayan şeyleri anlatıyor. Hikâye anlatırken çok işe yarıyor.

  • I was about to leave when she called.

  • We were due to fly at six but it was cancelled.

  • I was going to tell you, but I forgot.

    Söyleyecektim — 8.2.

  • He was on the point of resigning.

  • They were to be married in June.

    Evleneceklerdi — olmadı ima ediliyor.

Hepsi bir ölçekte

Hangisini seçeceğin yakınlık ve kim ayarladı sorularına bağlı.

  • about to → saniyeler/dakikalar, kimse ayarlamadı

  • due to → program ayarladı, zaman belli

  • be to → bir makam karar verdi, resmi

  • should be → beklenti var, kesin değil

  • going to → niyet ya da belirti var (8.2)

  • will → anlık karar ya da tahmin (8.1)

Nerede karşına çıkacak

Bu kalıpları öğrenmenin asıl getirisi anlamak: duyuru, tarife ve iş yazışması bunlarla kurulu.

  • Flight TK1982 is now due to board at Gate 14.

  • Your order is due to be delivered on Tuesday.

    due to + edilgen mastar (19.1).

  • The deadline is due to be extended.

  • We are about to begin boarding.

  • Payment is due within 30 days.

    Fatura dili: ödeme vadesi.

Kendini sına

Cevabı görmeden önce kendin kur.

  • Türkçe: "Tam seni arayacaktım!"

    I was about to call you!

    be about to = …-mak üzere; geçmişte "tam …-ecekti".

  • Havaalanı anonsu: "Uçuşun kalkış saati 14:20."

    The flight is due to depart at 14:20.

    Programlanmış zaman → be due to.

  • Hatayı bul: "I'm about to go on holiday next month."

    I'm going to go on holiday next month.

    about to yalnızca çok yakın gelecek için.

  • Kargonun bugün gelmesini bekliyorsun ama emin değilsin.

    The parcel should be arriving today.

    should burada beklenti bildiriyor, tavsiye değil.

  • "The report is due on Friday" ne demek?

    Raporun teslim tarihi Cuma.

    due = vadesi gelmiş/planlanmış.

Şimdi konuşarak dene

Bu konuyu gerçek bir konuşmada kullandığında, hata yaptığın anda düzeltme geliyor.

Google ile başla