B2 · 20. Varsayım ve çıkarım
20.3 must have, might have, can't have
Neden zorlanıyoruz
Türkçede geçmişe dair tahmin -mış olmalı / -mış olabilir / -mış olamaz ile kuruluyor:
• Unutmuş olmalı. → He must have forgotten.
• Kaybetmiş olabilir. → He might have lost it.
• Görmüş olamaz. → He can't have seen it.
Yani mantık birebir var. Yapı da benzer: modal + have + 3. hal.
Asıl zorluk must kelimesinde. "must" öğrenilirken "zorunluluk" olarak öğreniliyor ("I must go" = gitmem lazım). Sonra aynı kelime tahmin anlamında karşımıza çıkıyor ve bu kafa karıştırıyor:
• You must go. → zorunluluk
• You must be tired. → tahmin: yorgun olmalısın
İkisi aynı kelime, tamamen farklı iş. İngilizcedeki modal'lar neredeyse hepsi böyle çift işli ve B2'nin büyük kısmı bu ikinci işleri öğrenmek.
Bir de can't have var: Türkçedeki "olamaz"ın tam karşılığı ve mustn't have diye bir şey yok.
Ölçek: kesinden olanaksıza
Üç modal, üç kesinlik düzeyi. Hepsi have + 3. hal alıyor.
must have + 3. hal
Kesin öyle: %95.
may/might/could have + 3. hal
Olabilir: %50.
can't / couldn't have + 3. hal
Olamaz: %5.
He must have left. / He might have left. / He can't have left.
must have: kesin öyledir
Elindeki kanıta dayanarak tek olası açıklamayı söylüyor.
The ground is wet. It must have rained.
She's not answering. She must have gone out.
You must have been exhausted.
Çok yorulmuş olmalısın.
I must have left my keys at home.
It must rained.
It must have rained.
might have: olabilir
Bir olasılık öne sürüyor, kesin konuşmuyor. may, might ve could aynı işi yapıyor.
might not have ile can't have farkı önemli: "He might not have seen it" = görmemiş olabilir (belki). "He can't have seen it" = görmüş olamaz (olanaksız). Türkçede ikisi de "görmemiştir" olabiliyor.
He might have forgotten.
She may have missed the train.
It could have been worse.
I might have left it in the car — I'm not sure.
They might not have seen the email.
Olumsuzu: görmemiş olabilirler.
can't have: olamaz
Bir olasılığı reddediyor. mustn't have kullanılmıyor — bu kesin bir kural.
He can't have finished already — it's only been ten minutes.
He mustn't have finished.
He can't have finished.
She couldn't have known.
couldn't have da aynı işi yapıyor.
You can't have been there — I saw you at home.
Şimdiki zaman için: have yok
Tahmin şu an hakkındaysa have kullanılmıyor; modal + fiil yeterli.
You must be tired.
Şu an yorgun olmalısın.
You must have been tired.
O zaman yorgun olmalıydın.
He might be at home.
That can't be right.
You must be tired yesterday.
You must have been tired yesterday.
should have: beklenen olmadı
Bu modal iki iş yapıyor: pişmanlık (20.4) ve beklentinin gerçekleşmemesi.
She should have arrived by now.
Gelmiş olmalıydı — gelmedi, merak ediyorum.
The package should have arrived yesterday.
It should be ready by five.
Şimdiki beklenti.
Günlük tahmin kalıpları
Bu yapılar günlük konuşmada tahmin yürütmenin standart araçları.
It must be him.
Kapı çaldığında.
You must be joking!
Şaka yapıyor olmalısın.
I must have misheard.
That would explain it.
O zaman anlaşıldı.
It can't be that difficult.
Kendini sına
Cevabı görmeden önce kendin kur.
Yerler ıslak. Türkçe: "Yağmış olmalı."
It must have rained.
Kanıta dayalı kesin tahmin → must have.
Hatayı bul: "He mustn't have seen the message."
He can't have seen the message. / He might not have seen the message.
mustn't have kullanılmıyor.
Hatayı bul: "You must be tired after the flight yesterday."
You must have been tired after the flight yesterday.
Geçmişe dair tahmin → modal + have + 3. hal.
"He might not have seen it" ile "He can't have seen it" farkı?
İlki görmemiş olabilir, ikincisi görmüş olamaz.
might not olasılık, can't olanaksızlık bildiriyor.