Korkma KonuşÖğren

B2 · 20. Varsayım ve çıkarım

20.4 should have: pişmanlık ve sitem

Neden zorlanıyoruz

Türkçede bu yapı net ve tek kelimede: -malıydı / -meliydi.

• Söylemeliydin. → You should have told me.
• Gitmemeliydim. → I shouldn't have gone.

İngilizcede üç parça: should + have + 3. hal. Mantık aynı, kuruluş uzun.

En sık iki hata:

1. have'i düşürmek: "You should told me" ✗. Türkçede tek ek olduğu için araya bir kelime girmesi gerektiği hissedilmiyor.

2. Geçmiş zaman eki koymak: "You should had told me" ✗. should bir modal, hiç çekilmiyor; geçmişliği have taşıyor.

Pratikte bu yapı çok değerli çünkü İngilizcede sitem ve özrün temel aracı. "I shouldn't have said that" demek, özür dilemenin en doğal yollarından biri — ve bunu kuramayan kişi ya hiç özür dilemiyor ya kaba duyuluyor.

Not: should have ayrıca "beklenen oldu mu" sorusunu da soruyor (20.3) — "The parcel should have arrived by now."

Yapı: should have + 3. hal

should hiç değişmiyor; geçmişliği have taşıyor.

Konuşmada should've ve shouldn't've diye duyuluyor, hatta "shoulda" gibi. Yazarken "should of" yazmak çok yaygın bir yerli hatası — doğrusu her zaman have.

  • You should have told me.

  • You should told me.

    You should have told me.

  • You should had told me.

    You should have told me.

  • I shouldn't have eaten so much.

  • You should've called.

    Kısaltma — konuşmada bu kullanılıyor.

Kendine: pişmanlık

Yaptığın ya da yapmadığın bir şey için pişmanlık bildiriyor.

  • I shouldn't have said that.

    Söyledim, pişmanım.

  • I should have studied harder.

    Çalışmadım.

  • I should have known better.

  • I shouldn't have trusted him.

  • I wish I hadn't said that.

    Aynı anlam, wish ile (15.4).

Başkasına: sitem

Birinin yapmadığı bir şeyi söylüyor. Tonu sert olabiliyor, dikkatli kullanmak gerekiyor.

"You shouldn't have!" tek başına teşekkür anlamına geliyor: biri sana hediye verdiğinde "zahmet etmeseydin" demenin yolu. Aynı cümle, bambaşka iş — tonla ayrılıyor.

  • You should have told me earlier.

  • They should have warned us.

  • You shouldn't have done that.

  • You could have told me.

    Daha yumuşak sitem.

  • You might have mentioned it!

    Sitemli — İngiliz kullanımında yaygın.

Özür dilemenin aracı

İngilizcede özrün standart kalıplarından biri. Hatayı kabul ettiğini gösteriyor.

  • I'm sorry, I shouldn't have reacted like that.

  • I should have let you know — my mistake.

  • I should have been more careful.

  • That was my fault. I should have checked.

ought to have ve had better

Aynı anlamı veren diğer kalıplar. ought to have should have ile aynı; had better ise yalnızca şimdi/gelecek için.

  • You ought to have told me.

    = should have, daha resmi ve seyrek.

  • You'd better tell her.

    Söylemen iyi olur — şimdi, uyarı tonu.

  • You'd better have told her.

    You should have told her.

  • I'd better go.

    Gitsem iyi olur — çok kullanılıyor.

Beklenti anlamı

Pişmanlık dışında beklenen bir şeyin olup olmadığını da sorguluyor.

  • The train should have arrived by now.

    Gelmiş olmalıydı — gelmedi.

  • He should have got my message.

    Almış olmalı.

  • It should be finished by Friday.

    Şimdiki beklenti — have yok.

needn't have ve didn't need to

İkisi de "gerek yoktu" diye çevriliyor ama yaptın mı yapmadın mı konusunda zıt şey söylüyorlar. Türkçede bu ayrım yok, o yüzden karışıyor.

Ayrım pratikte önemli: needn't have iş yapıldı ve boşunaydı demek; didn't need to iş yapılmadı ve gerekmiyordu demek. Hediye alan birine "You didn't need to" demek, hediyeyi almadığını ima eder.

  • You needn't have come.

    Geldin — ama gerek yoktu.

  • You didn't need to come.

    Gelmedin — gerek de yoktu.

  • I needn't have worried.

    Endişelendim, boşunaydı.

  • I didn't need to buy milk — we had some.

    Almadım.

  • You needn't have bought me a present!

    Hediye aldın — "zahmet etmeseydin".

Diğer perfect modal'lar

Aynı kalıp başka modal'larla da çalışıyor; her biri farklı bir ton veriyor.

  • I could have helped.

    Yardım edebilirdim — etmedim.

  • You needn't have come.

    Gelmen gerekmiyordu — geldin.

  • I would have come, but I was busy.

    Gelirdim ama.

  • I had to go.

    Gitmek zorunda kaldım — gittim. must'ın geçmişi.

  • I must have been tired.

    Yorgun olmalıydım — tahmin (20.3).

Kendini sına

Cevabı görmeden önce kendin kur.

  • Türkçe: "Bana söylemeliydin."

    You should have told me.

    should + have + 3. hal.

  • Hatayı bul: "I should studied harder."

    I should have studied harder.

    have düşürülmüyor.

  • Kabaca davrandın, özür dile.

    I'm sorry, I shouldn't have reacted like that.

    shouldn't have özrün standart kalıbı.

  • "You shouldn't have!" ne demek (hediye alırken)?

    Zahmet etmeseydin — teşekkür.

    Aynı kalıp bağlama göre sitem değil nezaket oluyor.

Şimdi konuşarak dene

Bu konuyu gerçek bir konuşmada kullandığında, hata yaptığın anda düzeltme geliyor.

Google ile başla