B2 · 19. Edilgen ve dolaylı anlatım
19.5 Edilgen aktarma: He is said to be...
Neden zorlanıyoruz
Türkçede bu iş -dığı söyleniyor ya da tek bir ekle yapılıyor: -mış.
• Zenginmiş. / Zengin olduğu söyleniyor.
• İstifa etmiş. / İstifa ettiği bildiriliyor.
Türkçedeki -miş eki tam olarak bunu yapıyor: bilgiyi veriyor ama kaynağına kefil olmuyor. İngilizcede bunun eki yok, yapısı var:
• He is said to be rich. → Zenginmiş.
• She is believed to have left. → Gittiği sanılıyor.
• The company is reported to be in trouble.
İki kuruluş var ve ikisi de doğru:
• It is said that he is rich. → daha basit
• He is said to be rich. → daha yetkin, haber dilinde standart
İkincisinde özne öne çıkıyor ve cümle akıcılaşıyor (19.2'deki "konuyu başta tutmak" mantığı).
Neden gerekiyor: haber okumak, resmi metin anlamak ve bir bilgiyi kendi iddianız olmadan aktarmak için. Türkçede "-miş" ile saniyede yaptığın şeyi İngilizcede yapamazsan, ya kaynağı yokmuş gibi iddia ediyorsun ya da her cümleye "I heard that" ekliyorsun.
İki kuruluş
Aynı bilgi iki biçimde verilebiliyor; ikincisi daha yetkin duyuluyor.
Dönüşümün kuralı: that'ten sonraki özne öne geçiyor, fiili to + mastar oluyor. Eğer o fiil daha önce olmuşsa to have + 3. hal oluyor — bu zaman ayrımı en kritik kısım.
It is said that he is rich. → He is said to be rich.
It is believed that she left. → She is believed to have left.
It is thought that the fire started here.
The fire is thought to have started here.
Zaman: to be mi to have been mi
Aktarılan olay şimdiyse to be, geçmişse to have + 3. hal.
He is said to be very rich.
Şu an zengin.
He is said to have been very rich.
O zaman zengindi.
She is known to live in Paris.
Şimdi yaşıyor.
She is known to have lived in Paris.
Yaşamış.
He is said that he is rich.
He is said to be rich.
İki yapı karıştırılmıyor.
Kullanılan fiiller
Bu yapıyı alan fiiller sınırlı ve hepsi "söylemek, düşünmek, bilmek" ailesinden.
is said to / is believed to / is thought to
is known to / is reported to / is expected to
is considered to / is claimed to / is alleged to
is supposed to
Dikkat: bu ayrıca "-mesi gerekiyor" demek — sonraki bölüm.
is rumoured to
Dedikoduya göre.
be supposed to: iki anlam
Çok kullanılan bir kalıp ama iki farklı işi var ve karıştırılıyor.
"supposed to" günlük konuşmada ikinci anlamıyla çok daha sık kullanılıyor: bir kural ya da beklenti bildiriyor. "I'm supposed to…" = "…mem gerekiyor (ama yapmıyorum/yapmayabilirim)" — bu ima İngilizcede hissediliyor.
He's supposed to be rich.
1. Zenginmiş — aktarma.
I'm supposed to be at work at nine.
2. Dokuzda işte olmam gerekiyor — beklenti.
You're not supposed to park here.
Park edilmemesi gerekiyor — kural.
It was supposed to rain today.
Yağacaktı — olmadı.
seem ve appear: aynı iş, etken biçim
Bu ikisi edilgen değil ama aynı işlevi görüyor ve daha günlük.
He seems to be busy.
Meşgul görünüyor.
She appears to have left.
It seems that there's a problem.
There seems to be a mistake.
Çok kullanılan kibar hata bildirme kalıbı (21.2).
He doesn't seem to know.
Günlük alternatifler
Konuşmada bu resmi yapılar yerine daha kısa yollar kullanılıyor — ama anlam aynı.
Apparently Türkçedeki "-miş" ekine en yakın tek kelime: bilgiyi veriyor, kaynağına kefil olmuyor. Konuşmada bu yapıların hepsinin yerine geçebiliyor ve öğrenilmesi en kolay olanı.
Apparently he's rich.
En yaygın ve en kullanışlı tek kelime.
I heard he's rich.
They say he's rich.
He's meant to be a good teacher.
İngiliz günlük kullanımı.
Supposedly it's the best in town.
Kendini sına
Cevabı görmeden önce kendin kur.
Dönüştür: "It is said that he is very rich."
He is said to be very rich.
Özne öne geçiyor, fiil to + mastar oluyor.
Türkçe: "Ülkeyi terk ettiği sanılıyor."
He is believed to have left the country.
Geçmiş olay → to have + 3. hal.
"I'm supposed to be at work at nine" ne demek?
Dokuzda işte olmam gerekiyor.
supposed to burada beklenti/kural bildiriyor, aktarma değil.
"Zenginmiş." — en kısa günlük karşılığı?
Apparently he's rich.
apparently, -miş ekine en yakın tek kelime.