Korkma KonuşÖğren

B2 · 21. Doğallık

21.9 Vurgu: What I need is..., It was...

Neden zorlanıyoruz

Türkçe vurguyu kelime sırasıyla yapıyor ve bu çok esnek:

• Ali kırdı vazoyu.
• Vazoyu Ali kırdı.
• Kırdı vazoyu Ali.

Üçü de dilbilgisi olarak doğru ve her biri farklı bir şeyi öne çıkarıyor.

İngilizcede bu mümkün değil: sıra özne-fiil-nesne olarak sabit (1.1). O yüzden İngilizce vurguyu başka yollarla yapıyor ve en güçlüsü cümleyi yeniden kurmak:

• It was Ali who broke the vase. → Ali kırdı (başkası değil)
• What I need is more time. → İhtiyacım olan şey zaman
• The reason I'm late is that the traffic was bad.

Bu yapılara cleft (yarık cümle) deniyor: bir cümle ikiye bölünüp vurgulanacak parça öne alınıyor.

Bunu bilmemenin bedeli şu: Türkçe konuşan kişi vurgulamak istediğinde ya sesini yükseltiyor (yazıda işe yaramıyor) ya da cümleyi Türkçe sırasına göre kuruyor ("The vase broke Ali" gibi hatalar) ya da hiç vurgulamıyor ve ne demek istediği kayboluyor.

Bu ders ayrıca do ile vurgulamayı ve whatever/whoever kalıplarını kapsıyor.

It was X who/that: kişiyi ya da şeyi öne çıkarmak

Hangi öğeyi vurgulamak istiyorsan onu It was … who/that arasına koyuyorsun.

Bu yapı özellikle bir yanlış anlamayı düzeltirken kullanılıyor: "It wasn't me who broke it" cümlesi "I didn't break it"ten daha güçlü, çünkü başka birinin kırdığını ima ediyor.

  • Ali broke the vase.

    Nötr.

  • It was Ali who broke the vase.

    Ali kırdı — başkası değil.

  • It was the vase that Ali broke.

    Vazoyu kırdı — başka bir şey değil.

  • It was yesterday that I saw her.

    Dün gördüm — başka gün değil.

  • It wasn't me who said that.

    Suçlamayı reddetme.

What ... is: eylemi ya da ihtiyacı öne çıkarmak

Cümlenin asıl noktasını What ile başlatıp is ile sunuyorsun.

  • I need more time. → What I need is more time.

  • What I don't understand is why he left.

  • What happened was that the train was cancelled.

  • What you should do is call them.

    Tavsiye vermenin güçlü yolu.

  • What I like about her is her honesty.

The thing is, the reason is

Aynı işi yapan, konuşmada daha sık kullanılan kalıplar.

  • The thing is, I can't afford it.

    Mesele şu ki — çok yaygın (21.3).

  • The reason I'm late is that the traffic was bad.

  • The problem is that nobody told me.

  • All I want is a quiet weekend.

    All ile — tek istediğim.

  • The only thing that matters is the result.

do ile vurgu

Olumlu bir cümleyi vurgulamak için do/does/did ekleniyor. Yalnızca vurgu için — anlam değişmiyor.

Bu yapı özellikle itiraz edilen bir şeyi doğrulamak için kullanılıyor. Konuşmada vurgu do üzerine biniyor: "I DID tell you." Türkçedeki "söyledim ya" ya da "söyledim ama" kalıbının karşılığı.

  • I like it. → I do like it.

    Gerçekten beğeniyorum.

  • She does know the answer.

    Biliyor işte.

  • I did tell you!

    Söyledim ya!

  • Do come in.

    Emirle: buyurun girin — davet.

  • I didn't go. — You did go, I saw you.

    Çelişkiyi düzeltmek.

Olumsuzu öne almak

Olumsuz bir öğe cümle başına gelirse sıra devriliyor — soru sırasına benziyor. Resmi ve edebi.

  • I have never seen anything like it. → Never have I seen anything like it.

  • Not only did he arrive late, he forgot the tickets.

  • Little did I know what was coming.

  • At no point was I informed.

    Resmi şikâyet dili.

  • Bu yapı konuşmada seyrek; okumada tanımak yeterli.

whatever, whoever, however

"Ne olursa olsun" anlamı taşıyorlar. Türkçedeki "-se de" ve "her ne … ise" kalıplarının karşılığı.

  • Whatever you decide, I'll support you.

    Ne karar verirsen.

  • Whoever did this will be in trouble.

    Kim yaptıysa.

  • However hard I try, it never works.

    Ne kadar uğraşırsam uğraşsam.

  • Whenever you're ready.

    Ne zaman hazırsan.

  • Whatever.

    Tek başına: umurumda değil — kaba olabiliyor.

Ne zaman kullanmalı

Bu yapılar güçlü ama seyrek kullanılıyor. Her cümleyi vurgulamak vurguyu yok ediyor.

  • Bir yanlış anlamayı düzeltirken: It wasn't me who…

  • Asıl noktayı netleştirirken: What I'm saying is…

  • İtiraza cevap verirken: I did tell you.

  • What I did was I went to the shop and what I bought was bread.

    I went to the shop and bought some bread.

Kendini sına

Cevabı görmeden önce kendin kur.

  • Vurgula: "Ali kırdı vazoyu" (başkası değil)

    It was Ali who broke the vase.

    It was … who ile öğe öne çıkarılıyor.

  • Vurgula: "Zamana ihtiyacım var."

    What I need is time.

    What … is yapısı asıl noktayı öne alıyor.

  • Karşındaki söylemediğini iddia ediyor, ama söyledin.

    I did tell you.

    do/did olumlu cümleyi vurguluyor.

  • Türkçe: "Ne kadar uğraşsam da olmuyor."

    However hard I try, it never works.

    however + sıfat/zarf = ne kadar … olsa da.

Şimdi konuşarak dene

Bu konuyu gerçek bir konuşmada kullandığında, hata yaptığın anda düzeltme geliyor.

Google ile başla