B1 · 15. Koşullar ve dilekler
15.1 Koşulların haritası ve sıfır koşul
Neden zorlanıyoruz
Türkçede koşul tek ekle kuruluyor: -sa / -se. "Yağarsa", "olsa", "gelsen" — biçim neredeyse aynı, farkı bağlam taşıyor.
İngilizce bunu zamanla yapıyor. Aynı "eğer", üç farklı zaman kalıbıyla üç farklı şey söylüyor:
• If I have time, I help. → her zaman böyle (sıfır)
• If I have time, I will help. → bugün olabilir (birinci)
• If I had time, I would help. → ama yok (ikinci)
Türkçede bu üç cümle de "zamanım olsa yardım ederim" olabiliyor. Yani İngilizce burada Türkçenin yapmadığı bir ayrım yapıyor ve yanlış tipi seçmek anlamı değiştiriyor — "If I had time" demek "zamanım yok" demektir.
Bu ders haritayı çiziyor; sonraki dersler tek tek giriyor. Birinci koşulun ayrıntısı A2'de (12.4) zaten var.
Üç tip, tek tabloda
Fark gerçeklik derecesinde: her zaman doğru, olabilir, olmayacak.
Sıfır: If you heat ice, it melts.
Her zaman böyle — bilimsel/genel gerçek.
Birinci: If it rains, I'll stay home.
Gerçek olasılık — bugün olabilir.
İkinci: If I were rich, I'd travel.
Hayali — zengin değilim.
Üçüncü: If I had studied, I would have passed.
Geçmiş pişmanlık — B2.
Sıfır koşul: her zaman doğru olan
İki yan da geniş zaman. Bir kural, bir doğa yasası ya da kişisel bir değişmez anlatıyor.
Sıfır koşulda if yerine when konabiliyor ve anlam değişmiyor: "When you heat ice, it melts." Bu, sıfır koşulu tanımanın en kolay testi — if/when değiştirilebiliyorsa sıfır koşuldur.
If you heat water to 100°C, it boils.
If I drink coffee at night, I can't sleep.
Benim için her zaman böyle.
If you press this button, the machine stops.
If you heat ice, it will melt.
If you heat ice, it melts.
Genel gerçek → will yok.
Sıfır mı birinci mi
İkisi de if + geniş zaman ile başlıyor; fark ikinci yarıda.
If it rains, the match is cancelled.
Kural: yağarsa iptal edilir — her zaman.
If it rains, the match will be cancelled.
Bu maç için tahmin.
If I eat nuts, I get a rash.
Alerjim var — değişmez.
If I eat that, I'll get a rash.
Şu anki tabak için.
Talimat ve kurallarda
Sıfır koşul en çok kullanım kılavuzlarında, kurallarda ve talimatlarda geçiyor; ikinci yan emir de olabiliyor.
If the light is red, don't cross.
Emir.
If you have any questions, just ask.
If in doubt, ask.
Kısaltılmış kalıp — tabelalarda.
If you want to cancel, click here.
Hangi tipi seçtiğin ne söylüyor
Tip seçimi yalnızca dilbilgisi değil; karşıdakine neye inandığını söylüyor. Yanlış tip yanlış mesaj veriyor.
İkinci koşul kibarlık için de kullanılıyor: "It would be great if you could help" — gerçek bir rica ama hayali biçim kullanmak baskıyı azaltıyor. İş e-postalarında bu çok yaygın.
If you come, we'll have fun.
Gelmeni bekliyorum.
If you came, we'd have fun.
Gelmeyeceğini düşünüyorum — daha mesafeli.
If you need anything, let me know.
Samimi, gerçek teklif.
If I were you, I'd apologise.
Tavsiye verme kalıbı — hep ikinci koşul.
Her koşulda geçerli iki kural
Tipi ne olursa olsun bu ikisi değişmiyor; en sık yapılan iki hata da bunlar.
If it will rain…
If it rains…
if'in yanında will olmuyor.
If I would have time…
If I had time…
if'in yanında would da olmuyor.
I'll call you if I'm late.
Sıra değişebiliyor; koşul sonda olunca virgül yok.
If I'm late, I'll call you.
Kendini sına
Cevabı görmeden önce kendin kur.
Hangi tip: "If you don't water plants, they die."
Sıfır koşul — genel gerçek.
İki yan da geniş zaman; if yerine when konabiliyor.
Hatayı bul: "If you heat water, it will boil." (genel gerçek)
If you heat water, it boils.
Genel gerçekte will kullanılmıyor.
"If you come, we'll have fun" ile "If you came, we'd have fun" farkı?
İlki gelmeni bekliyor, ikincisi gelmeyeceğini varsayıyor.
Tip seçimi olasılığa ne kadar inandığını söylüyor.
Hatayı bul: "If I will see him, I'll tell him."
If I see him, I'll tell him.
if'in yanında will olmuyor — her koşul tipinde geçerli.