A2 · 12. Zarflar ve kalıplar
12.4 Birinci koşul: if + geniş zaman, will
Neden zorlanıyoruz
Türkçede koşul -sa / -se ile kuruluyor ve iki yanı da gelecek olabiliyor: "yarın yağmur yağarsa gelmeyeceğim". Burada "yağarsa" gelecekten bahsediyor.
İngilizce bunu reddediyor: if yanına will koyulmuyor, oraya geniş zaman giriyor. Anlam gelecek olmaya devam ediyor, sadece dilbilgisi şimdiki zaman biçimini kullanıyor.
• If it rains, I won't come. ✓
• If it will rain, I won't come. ✗
Bu, Türkçeden gelen en kalıcı hata; kural bilinse bile konuşma hızında tekrar ediyor. Sebebi, Türkçede koşul ekinin zamanı şartla birlikte taşıması.
İkinci zorluk: when ile if farkı. Türkçede ikisi de "-ince / -sa" olabiliyor. İngilizcede when kesinlik (olacak), if olasılık (olabilir) bildiriyor.
Yapı: if + geniş zaman, will + fiil
İki yarı var; sıraları değişebiliyor. Koşul başta gelirse virgül konuluyor.
Kural tek cümle: if'in yanında will olmuyor. Will diğer yarıya gidiyor. Aynısı when, as soon as, before, after, until, unless için de geçerli.
If it rains, I'll stay at home.
I'll stay at home if it rains.
Sıra değişti, virgül yok.
If it will rain, I'll stay at home.
If it rains, I'll stay at home.
If I will see her, I'll tell her.
If I see her, I'll tell her.
if mi when mi
if olabilir, when olacak demek. İkisi de aynı yapıyı kullanıyor ama anlamları farklı.
When I finish work, I'll call you.
İş bitecek — kesin.
If I finish early, I'll call you.
Erken bitirebilirim — belirsiz.
When I get home, I'll have dinner.
If I will get home...
When I get home...
unless: ...-mezse
unless = if ... not. İçinde olumsuzluk taşıdığı için bir daha olumsuz yapılmıyor.
I won't go unless you come with me.
Sen gelmezsen gitmem.
unless you don't come
unless you come
We'll be late unless we leave now.
If you don't study, you'll fail. = Unless you study, you'll fail.
will yerine başka seçenekler
İkinci yarıda will zorunlu değil; emir, can, may, might ya da should da gelebiliyor — ton değişiyor.
If you see him, tell him to call me.
Emir.
If you finish early, you can go home.
İzin.
If it rains, we might cancel.
Zayıf olasılık.
If you feel ill, you should see a doctor.
Tavsiye.
Sıfır koşul: her zaman doğru olan
Genel gerçekler ve kurallarda iki yan da geniş zaman oluyor; if yerine when de konabiliyor.
Fark: sıfır koşul bir kural anlatıyor (her zaman böyle olur), birinci koşul belirli bir durumu tahmin ediyor (bu kez böyle olursa). Biri will almıyor, diğeri alıyor.
If you heat water to 100°C, it boils.
If I drink coffee at night, I can't sleep.
Benim için her zaman böyle.
If you press this button, the machine stops.
If it rains, I'll stay home.
Karşılaştır: bu tek bir gün — birinci koşul.
Günlük kalıplar
Birinci koşul plan yapmanın ve pazarlık etmenin temel aracı; hazır kalıpları çok kullanılıyor.
If you need anything, just let me know.
I'll let you know if there's a problem.
Give me a call if you're free.
Emir + if.
What will you do if they say no?
Kendini sına
Cevabı görmeden önce kendin kur.
Hatayı bul: "If it will rain tomorrow, I won't come."
If it rains tomorrow, I won't come.
if'in yanında will olmuyor; geniş zaman giriyor.
Türkçe: "Onu görürsem söylerim."
If I see her, I'll tell her.
Koşul yanı geniş zaman, sonuç yanı will.
Hangisi: "___ I finish work, I'll call you." (iş kesin bitecek)
When
Kesinlik → when; olasılık → if.
Hatayı bul: "Unless you don't hurry, we'll be late."
Unless you hurry, we'll be late.
unless olumsuzluğu kendi taşıyor.