Korkma KonuşÖğren

B1 · 14. Edatlar ve phrasal verb'ler

14.6 En sık kullanılan phrasal verb'ler

Neden zorlanıyoruz

Önceki ders nasıl çalıştıklarını anlattı; bu ders hangileri sorusunu cevaplıyor.

Liste konuya göre gruplanmış, alfabetik değil — çünkü alfabetik liste ezberlenmiyor. Bir sohbette aynı anda ihtiyaç duyacağın phrasal verb'ler yan yana duruyor.

Yöntem önerisi: bir seferde bir grup al, o gruptakileri sohbette kullanmayı dene, oturduktan sonra diğerine geç. Hepsini birden okumak hiçbirini bırakmıyor.

Örneklerin tamamı tam cümle; kelime kartına yazarken de cümlenin tamamını al. Phrasal verb'ler bağlamdan koparıldığında akılda kalmıyor.

Günlük rutin

Günün akışını anlatmanın temel araçları. İlk öğrenilecek grup bu.

  • I get up at seven.

    kalkmak

  • I woke up late this morning.

    uyanmak

  • Hurry up, we're late!

    acele etmek

  • I'm going out tonight.

    dışarı çıkmak

  • What time do you get back?

    dönmek

  • I stayed up until two.

    geç saate kadar uyanık kalmak

İnsanlarla

İlişkiler ve sosyal hayat. Sohbetlerde en çok çıkan grup.

  • I get on well with my sister.

    iyi anlaşmak

  • We grew up in the same town.

    büyümek

  • Let's meet up on Friday.

    buluşmak

  • She turned up an hour late.

    çıkagelmek

  • They broke up last year.

    ayrılmak

  • Can you look after the kids?

    bakmak, göz kulak olmak

İş ve işler

İş yerinde ve resmi işlerde en sık geçenler.

  • I need to fill in this form.

    doldurmak

  • Can you hand in your report by Friday?

    teslim etmek

  • We had to call off the meeting.

    iptal etmek

  • Let's put it off until next week.

    ertelemek

  • I'll look into it.

    araştırmak, bakmak

  • She came up with a great idea.

    akıl etmek, bulmak

  • I'm snowed under at work.

    iş altında boğulmak

Sorunlar ve çözümler

Bir şeyler ters gittiğinde kullanılanlar. Yardım istemenin de aracı.

  • My car broke down.

    bozulmak

  • We ran out of milk.

    bitmek, tükenmek

  • I can't work out what's wrong.

    çözmek, anlamak

  • It didn't work out.

    yürümedi

  • I'll sort it out.

    hallederim

  • Can you help me out?

    yardım etmek

  • It turned out to be fine.

    meğerse iyiymiş

Öğrenmek ve bilgi

Bu grup özellikle dil öğrenirken ve okurken işe yarıyor.

  • I found out that it's free.

    öğrenmek (haber almak)

  • Look it up in the dictionary.

    bakmak (sözlükte)

  • Can you write it down?

    yazmak (not almak)

  • I need to catch up on the lessons.

    açığı kapatmak

  • Don't give up!

    vazgeçmek

  • I pointed out the mistake.

    dikkat çekmek

Alışkanlıklar ve değişim

Bir şeye başlamak, bırakmak, azaltmak — hedeflerden bahsederken gerekiyor.

  • I gave up smoking two years ago.

    bırakmak

  • I took up running last month.

    başlamak (hobi)

  • I'm trying to cut down on sugar.

    azaltmak

  • I'm cutting out coffee completely.

    tamamen kesmek

  • I can't get used to the new system.

    alışmak

  • Keep going — you're nearly there.

    devam etmek

Giyim, alışveriş, ev

Mağazada ve evde geçen somut eylemler; senaryolarda sık çıkıyor.

  • Can I try these on?

    denemek

  • Take off your shoes, please.

    çıkarmak

  • Put on your coat, it's cold.

    giymek

  • Turn the light off when you leave.

    kapatmak

  • Can you turn it up? I can't hear.

    sesi açmak

  • I need to tidy up.

    toplamak

Yolculuk

Ulaşımda binmek ve inmek için hangi edatın kullanıldığı taşıta göre değişiyor.

Binmek/inmek ikilisi tamamen taşıtın boyuna bağlı: ayakta durabildiğin araçlar on/off (bus, train, plane, bike), oturarak sıkıştığın araçlar in/out of (car, taxi). Türkçede ikisi de "binmek" olduğu için bu ayrımı bilerek hatırlamak gerekiyor.

  • Get on the bus at the next stop.

    binmek (otobüs, tren, uçak)

  • Get off at the third stop.

    inmek

  • Get in the car.

    binmek (araba, taksi)

  • We set off at six.

    yola çıkmak

  • The plane took off late.

    kalkmak

  • We're checking in at two.

    giriş yapmak

Kendini sına

Cevabı görmeden önce kendin kur.

  • "Sütümüz bitti." — phrasal verb ile.

    We've run out of milk.

    run out of = tükenmek.

  • "Toplantıyı iptal etmek zorunda kaldık."

    We had to call off the meeting.

    call off = iptal etmek.

  • Otobüse binmek: get ___ the bus. Arabaya binmek: get ___ the car.

    get on the bus / get in the car

    Ayakta durulabilen araçlar on, oturulanlar in.

  • "Kardeşimle iyi anlaşıyorum."

    I get on well with my brother.

    get on with = anlaşmak.

  • "Sigarayı bıraktım."

    I gave up smoking.

    give up + -ing; quit da kullanılıyor.

Şimdi konuşarak dene

Bu konuyu gerçek bir konuşmada kullandığında, hata yaptığın anda düzeltme geliyor.

Google ile başla