Korkma KonuşÖğren

A2 · 8. Gelecek ve planlar

8.3 will mi going to mu

Neden zorlanıyoruz

Bu, Türkçe konuşanın gelecek zamanda en çok takıldığı nokta. Türkçede "-ecek" her durumu karşılıyor ve seçim yapmaya gerek yok; İngilizcede seçim zorunlu.

Rahatlatıcı bir gerçek: bu ikisini karıştırmak iletişimi bozmuyor. Yanlış seçim cümleyi anlaşılmaz yapmıyor, sadece biraz yabancı gösteriyor. Yani bu, önce düzeltilmesi gereken hatalardan biri değil — ama doğru kullanmak konuşmayı belirgin biçimde doğallaştırıyor.

Ayıran soru tek: kararı ne zaman verdin? Şimdi mi, yoksa daha önce mi?

Ayıran soru

Kararı konuşma anında veriyorsan will; daha önce vermişsen going to.

Aynı cümle ikisiyle de kurulabiliyor ve ikisi de doğru — sadece farklı şeyler söylüyorlar. "I'll study tonight" = şimdi karar verdim. "I'm going to study tonight" = zaten planım vardı.

  • A: The phone is ringing. B: I'll get it.

    Şimdi karar verildi.

  • I'm going to call her tonight.

    Zaten planlıydı.

  • A: What do you want to drink? B: I'll have tea.

    Menüde karar.

Tahminde fark: kanıt var mı

Şu an gördüğün bir kanıta dayanıyorsa going to; sadece fikir ya da inançsa will.

  • I think she'll like it.

    Fikrim.

  • She's going to love it — look at her face.

    Yüzü kanıt.

  • It'll be cold tomorrow.

    Tahmin.

  • It's going to snow.

    Gökyüzüne bakıyorum.

Söz ve teklifte hep will

Söz vermek, teklif etmek, gönüllü olmak ve reddetmek — bunların hepsi konuşma anında olduğu için going to kullanılmıyor.

  • I'll help you with that.

  • I'll call you when I arrive.

  • I'm going to help you, don't worry.

    I'll help you, don't worry.

Zaten planlıysa present continuous

Üçüncü bir seçenek var ve en çok unutulanı bu: ayarlanmış, kesinleşmiş planlar için present continuous kullanılıyor.

Üçlü merdiven: will (şimdi karar verdim) → going to (niyetim var) → present continuous (ayarladım). Kesinlik arttıkça aşağı iniyorsun.

  • I'm meeting Ali at six.

    Randevu ayarlandı.

  • We're flying to Izmir on Monday.

    Bilet alındı.

  • I'm going to look for a new job.

    Niyet var ama henüz adım atılmadı → going to.

Şart cümlelerinde will yok

if ve when ile başlayan bölümde gelecek anlatılsa bile will kullanılmıyor — Türkçeden gelen sık bir hata.

  • If it will rain, I'll stay home.

    If it rains, I'll stay home.

  • When I will arrive, I'll call you.

    When I arrive, I'll call you.

  • I'll call you when I arrive.

    will yalnızca ana cümlede.

Kendini sına

Cevabı görmeden önce kendin kur.

  • Arkadaşın "Sütümüz bitmiş" dedi. Ne dersin?

    I'll buy some.

    Karar o anda verildi → will.

  • Hatayı bul: "If it will rain, we'll cancel."

    If it rains, we'll cancel.

    if cümlesinde will kullanılmıyor.

  • Bileti aldın, pazartesi uçuyorsun. Nasıl söylersin?

    I'm flying on Monday.

    Ayarlanmış plan → present continuous.

  • "I'll study tonight" ile "I'm going to study tonight" farkı?

    İlki: şimdi karar verdim. İkincisi: zaten planım vardı.

    İkisi de doğru, farklı şeyler söylüyorlar.

Şimdi konuşarak dene

Bu konuyu gerçek bir konuşmada kullandığında, hata yaptığın anda düzeltme geliyor.

Google ile başla