Korkma KonuşÖğren

A2 · 8. Gelecek ve planlar

8.1 will: anlık karar ve tahmin

Neden zorlanıyoruz

Türkçede gelecek tek ekle kuruluyor: "gideceğim". İngilizcede gelecek için en az üç ayrı yapı var (will, going to, present continuous) ve hangisinin seçileceği zamanla değil niyetle ilgili.

will'in alanı şu: kararın konuşma anında verilmesi. Türkçede böyle bir ayrım olmadığı için öğrenciler "-ecek" gördükleri her yerde will kullanıyor ve planlanmış şeyleri de will ile anlatıyorlar. Anlaşılıyor ama doğal durmuyor.

Teknik tarafı kolay: will bir kip, yani kişiye göre değişmiyor, -s almıyor, arkasına to gelmiyor. Türkçede fiil her kişide çekildiği için bu "hiç değişmeme" durumu da alışılması gereken bir şey.

Fiil yalın kalır

will + fiilin yalın hali. Altı kişide de aynı; -s yok, to yok, -ing yok.

  • She will goes.

    She will go.

  • I will to call you.

    I will call you.

  • He wills come.

    He will come.

  • I'll / you'll / she'll / we'll / they'll

    Konuşmada neredeyse her zaman kısaltılıyor.

Anlık karar

Konuşurken, o anda verilen karar için will kullanılıyor. Bu, will'in en ayırt edici kullanımı.

Bu yüzden restoranda sipariş verirken will doğal: "I'll have the soup." Menüye bakıp o anda karar veriyorsun. "I'm going to have the soup" demek, eve çıkmadan karar verdiğin izlenimi veriyor.

  • A: We need milk. B: OK, I'll buy some.

    Karar o anda verildi.

  • It's cold. I'll close the window.

  • A: The phone's ringing. B: I'll get it.

Tahmin ve inanç

Gelecekle ilgili fikirler ve tahminler. Genelde I think, probably, maybe, I'm sure ile birlikte geliyor.

  • I think it will rain tomorrow.

  • She'll probably be late.

  • I'm sure you'll pass the exam.

Söz, teklif ve gönüllülük

Söz verirken, yardım teklif ederken ve gönüllü olurken her zaman will kullanılıyor — going to bu işlerde kullanılmıyor.

  • I promise I won't tell anyone.

  • I'll help you with that.

  • Don't worry, I'll do it.

  • I'm going to help you, don't worry.

    I'll help you, don't worry.

won't: reddetme

won't yalnızca "olmayacak" değil, reddetme de anlatıyor — cansız şeyler için bile.

  • I won't be there.

    Olmayacağım.

  • He won't listen to me.

    Beni dinlemiyor, dinlemek istemiyor.

  • The car won't start.

    Araba çalışmıyor — inat ediyor gibi.

shall

shall, will'in eski ve resmi biçimi. Günlük İngilizcede neredeyse yalnızca iki kalıpta yaşıyor.

  • Shall we go?

    Birlikte yapma önerisi.

  • Shall I open the window?

    Yardım teklifi.

  • I shall come tomorrow.

    I'll come tomorrow.

    Günlük dilde eskimiş.

Kendini sına

Cevabı görmeden önce kendin kur.

  • Restoranda menüye baktın: "Çorba alayım."

    I'll have the soup.

    Karar o anda verildi → will.

  • Hatayı bul: "She will goes to London."

    She will go to London.

    will bir kip; arkasından yalın fiil geliyor.

  • Türkçe: "Merak etme, sana yardım ederim."

    Don't worry, I'll help you.

    Gönüllü olmak → her zaman will.

  • "The car won't start" ne demek?

    Araba çalışmıyor.

    won't gelecek değil, reddetme anlatıyor.

Şimdi konuşarak dene

Bu konuyu gerçek bir konuşmada kullandığında, hata yaptığın anda düzeltme geliyor.

Google ile başla