Korkma KonuşÖğren

A1 · 2. İsimler ve belirleyiciler

2.6 this, that, these, those

Neden zorlanıyoruz

Türkçede üç derece var: bu (yakın), şu (biraz uzak), o (uzak). İngilizcede iki: yakın (this/these) ve uzak (that/those). Yani Türkçedeki "şu"nun tam karşılığı yok; duruma göre this ya da that oluyor.

Buna karşılık İngilizce tekil-çoğul ayrımı ekliyor ve Türkçede olmayan bu ayrım "this books" gibi hatalara yol açıyor. Türkçede "bu kitaplar" derken "bu" değişmiyor.

Bir de şu var: Türkçede "bunlar" tek kelimeyken İngilizcede yakınlığa göre these/those diye ikiye ayrılıyor.

Dört kutu

Yakın + tekil → this, yakın + çoğul → these, uzak + tekil → that, uzak + çoğul → those. Yakınlık fiziksel olabileceği gibi zamansal da olabiliyor.

  • this books

    these books

  • those car

    that car

  • This is my bag. Those are theirs.

Zaman anlatırken

this yakın ya da içinde bulunulan zamanı, that ise konuşulan geçmiş bir şeyi gösteriyor.

  • this morning / this week / this year

    İçinde bulunduğumuz zaman.

  • That was a good film.

    İzlenmiş, bitmiş bir şey.

  • Those were the days.

    Kalıplaşmış: "ne günlerdi".

Telefonda ve tanıştırırken

İngilizcenin kalıplaşmış kullanımları var ve bunlar Türkçeden çevrilemiyor.

Telefonda kendin için this, karşıdaki için that: "This is Ahmet — is that Ayşe?" Türkçede ikisi de "ben/sen" olduğu için bu dağılım şaşırtıyor.

  • This is Ahmet.

    Birini tanıtırken ya da telefonda kendini tanıtırken.

  • I am Ahmet speaking.

    This is Ahmet.

  • Is that Ayşe?

    Telefonda karşıdakini sorarken — that kullanılıyor.

Söylenen şeye işaret etmek

that, az önce söylenen bir cümlenin tamamına da işaret edebiliyor. Türkçede "bu" ile yapılan şey.

  • A: I lost my keys. B: That's terrible.

    that = söylenen durum.

  • That's a good idea.

  • It's a good idea what you said.

    That's a good idea.

Kendini sına

Cevabı görmeden önce kendin kur.

  • Elindeki kitapları göstererek: "Bu kitaplar benim."

    These books are mine.

    Yakın + çoğul → these; ayrıca sıfat gibi görünse de çoğul oluyor.

  • Telefonda kendini tanıtıyorsun: "Ben Ahmet."

    This is Ahmet.

    Kalıp; "I am Ahmet speaking" doğal değil.

  • Biri kötü bir haber verdi, tepki ver.

    That's terrible.

    that söylenen şeyin tamamına işaret ediyor.

Şimdi konuşarak dene

Bu konuyu gerçek bir konuşmada kullandığında, hata yaptığın anda düzeltme geliyor.

Google ile başla