Korkma KonuşÖğren

A2 · 11. Kipler

11.2 mustn't ve don't have to farkı

Neden zorlanıyoruz

Türkçede ayrım net ve iki ayrı yapıyla kuruluyor: "gitmemelisin" (yasak) ve "gitmek zorunda değilsin" (serbest).

İngilizcede ikisi de must/have to'nun olumsuzu gibi görünüyor — aynı kökten türedikleri için öğrenci bunları birbirinin eşdeğeri sanıyor. Oysa:

mustn't = yapma, yasak
don't have to = istersen yapma, zorunlu değilsin

Bu, anlamı tamamen tersine çeviren bir hata. "You mustn't come" demek "gelmeni yasaklıyorum" demek — oysa kastedilen çoğu zaman "gelmek zorunda değilsin". İnsan ilişkilerinde gerçek sorun yaratabilen türden bir yanlış.

mustn't = yapma

Yasak, kural, tehlike. "Yapmaman gerekiyor." Tabelalarda ve resmi uyarılarda sık geçiyor.

  • You mustn't smoke here.

    Yasak.

  • You mustn't tell anyone.

    Sakın söyleme.

  • Passengers mustn't lean out of the window.

don't have to = gerek yok

İstersen yaparsın, zorunlu değilsin. Serbestlik bildiriyor.

  • You don't have to come.

    Gelmen şart değil.

  • We don't have to pay — it's free.

  • You don't have to answer if you don't want to.

Yanlış seçimin bedeli

İkisi karıştırıldığında cümle gayet anlaşılıyor ama tam tersini söylüyor — ve dinleyen bunu düzeltmiyor, olduğu gibi anlıyor.

Hatırlama yolu: mustn't içinde "must" var, yani hâlâ bir zorunluluk bildiriyor — yapmama zorunluluğu. don't have to ise zorunluluğu tamamen kaldırıyor.

  • You mustn't come if you're busy.

    You don't have to come if you're busy.

    İlki "meşgulsen gelmeni yasaklıyorum" demek.

  • You mustn't worry.

    You don't have to worry.

    İlki biraz sert; "endişelenmeni yasaklıyorum".

Eşanlamlıları

Her ikisinin de başka söyleniş biçimleri var ve bunlar bazen daha net.

  • You can't smoke here.

    mustn't ile aynı — günlük dilde daha yaygın.

  • You're not allowed to smoke here.

    Resmi.

  • You needn't come.

    don't have to ile aynı; biraz eski.

  • There's no need to come.

Geçmişte

Geçmiş biçimleri de farklı yollardan kuruluyor ve anlam ayrımı korunuyor.

  • I didn't have to pay.

    Ödemek zorunda değildim — ödemedim.

  • I wasn't allowed to go.

    Gitmeme izin verilmedi — mustn't'ın geçmişi.

  • I mustn't go yesterday.

    I wasn't allowed to go yesterday.

Kendini sına

Cevabı görmeden önce kendin kur.

  • Türkçe: "Meşgulsen gelmek zorunda değilsin."

    You don't have to come if you're busy.

    Serbestlik → don't have to. mustn't yasaklama olurdu.

  • Tabelada: "Burada sigara içilmez."

    You mustn't smoke here. (ya da: You can't smoke here.)

    Yasak → mustn't.

  • "You mustn't worry" ile "You don't have to worry" farkı?

    İlki endişelenmeyi yasaklıyor, ikincisi "endişelenmene gerek yok" diyor.

    mustn't hâlâ zorunluluk bildiriyor — yapmama zorunluluğu.

Şimdi konuşarak dene

Bu konuyu gerçek bir konuşmada kullandığında, hata yaptığın anda düzeltme geliyor.

Google ile başla