Korkma KonuşÖğren

A1 · 4. Günlük zamanlar

4.1 Geniş zaman: present simple

Neden zorlanıyoruz

Bu, Türkçeyle en çok örtüşen zaman: "Her sabah kahve içerim" → "I drink coffee every morning." Anlam eşleşmesi neredeyse birebir, o yüzden kavram olarak zorlamıyor.

Zorluk başka yerde: çekimde. Türkçede fiil her kişide değişiyor (içerim, içersin, içer, içeriz) — yani uyum sağlamaya alışkınız. İngilizcede ise fiil yalnızca üçüncü tekilde değişiyor, geri kalan beş kişide hiç dokunulmuyor. Beş kere hiçbir şey yapmayıp bir kere -s eklemek, alışkanlık oturana kadar sürekli atlanıyor.

İkinci zorluk: olumsuz ve soruda ortaya çıkan do/does. Türkçede olumsuzluk ve soru fiilin içinde kalıyor; İngilizcede dışarıdan bir yardımcı fiil geliyor ve asıl fiili yalın hale döndürüyor.

Nerede kullanılıyor

Alışkanlık, program, genel doğru ve kalıcı durumlar. Şu anda olup biten bir şey için kullanılmıyor — o, şimdiki zamanın işi.

  • I work in a bank.

    Kalıcı durum — mesleğim.

  • Water boils at 100 degrees.

    Genel doğru.

  • The train leaves at 7.

    Sabit program.

  • She speaks three languages.

    Değişmeyen özellik.

Olumsuz ve soru

don't / doesn't ve do / does geliyor. Yardımcı fiil zamanı ve kişiyi taşıdığı için asıl fiil yalın kalıyor — iki yerde birden işaretlemek en sık hata.

Kural tek cümlede: does varsa -s yok. Üçüncü tekil işareti ya fiilde olur ya yardımcı fiilde, ikisinde birden olmaz.

  • I not like coffee.

    I don't like coffee.

  • He doesn't likes it.

    He doesn't like it.

  • You work here?

    Do you work here?

  • Does she works here?

    Does she work here?

Sık kullanılan zaman ifadeleri

Bu kelimeler cümlede geniş zamanı işaret ediyor; görünce başka zaman aramaya gerek yok.

  • every day / every morning / every week

  • usually, often, always, never, sometimes

  • on Mondays, at weekends

    Çoğul ya da "at" ile düzenli tekrar.

  • I go to the gym twice a week.

Türkçedeki geniş zamanla ayrıştığı yer

Türkçede geniş zaman gelecek niyeti de anlatabiliyor ("Yarın gelirim"). İngilizcede present simple bu işi yapmıyor; gelecek için will ya da going to gerekiyor.

  • I come tomorrow.

    I'll come tomorrow.

  • I help you.

    I'll help you.

    Teklif ederken will gerekiyor.

  • The meeting starts at nine tomorrow.

    Sabit program — burada present simple doğru.

Olumsuzda bile fiil yalın

Üçüncü tekilde doesn't geldiğinde fiilin -s'i düşüyor. Kuralı bilenler bile konuşma hızında bunu kaçırıyor.

  • She doesn't works.

    She doesn't work.

  • It doesn't matters.

    It doesn't matter.

  • He doesn't understand.

Kendini sına

Cevabı görmeden önce kendin kur.

  • Türkçe: "Kardeşim İzmir'de yaşıyor."

    My brother lives in Izmir.

    Kalıcı durum → present simple; üçüncü tekil → -s.

  • Hatayı bul: "Does he lives here?"

    Does he live here?

    does varsa -s yok.

  • Türkçe: "Yarın sana yardım ederim."

    I'll help you tomorrow.

    Türkçede geniş zaman gelecek anlatabiliyor; İngilizcede will gerekiyor.

  • Türkçe: "O kahve içmez."

    She doesn't drink coffee.

    doesn't + yalın fiil.

Şimdi konuşarak dene

Bu konuyu gerçek bir konuşmada kullandığında, hata yaptığın anda düzeltme geliyor.

Google ile başla