Korkma KonuşÖğren

A1 · 1. Cümlenin iskeleti

1.6 Emir cümleleri ve rica

Neden zorlanıyoruz

Türkçede kibarlık ağırlıklı olarak tonlama ve ek ile kuruluyor: "Kapat", "Kapatır mısın", "Kapatabilir misiniz" — aynı fiil, yumuşayan tonlar. Üstelik Türkçede doğrudan istek kabalık sayılmıyor; "Bir çay" demek restoranda gayet normal.

İngilizcede kibarlık cümlenin yapısına yazılmış. Çıplak emir ("Close the door") yazıldığı gibi sert duyuluyor ve ton bunu kurtarmıyor — özellikle yazıda. Türk öğrencilerin koçtan en sık geri bildirim aldığı yer burası: cümle dilbilgisi olarak kusursuz ama kaba.

İyi haber: çözüm tek bir kalıbı öğrenmek. Could you…? neredeyse her duruma uyuyor.

Emir: sadece fiil

Özne yok, fiil yalın halde. Olumsuzu don't ile kuruluyor. Yeri var: talimat, uyarı, tarif, yol gösterme.

  • Turn left at the lights.

    Yol tarifi — emir doğal.

  • Don't touch that!

    Uyarı.

  • Add two eggs and mix well.

    Tarif.

  • You sit down.

    Sit down.

    Özne emri daha da sertleştiriyor.

Rica haline getirmek

Can you / Could you / Would you ile başlamak cümleyi yumuşatıyor. Could en güvenli seçim: hem kibar hem her ortama uyuyor.

Kibarlık merdiveni: Open the window (emir) → Can you open… (günlük) → Could you open… (kibar) → Would you mind opening… (çok kibar). Tanımadığın biriyle konuşuyorsan en az "Could" seviyesinden başla.

  • Give me the menu.

    Could I see the menu, please?

  • Open the window.

    Could you open the window?

  • Repeat please.

    Could you say that again, please?

  • Help me.

    Could you help me with this?

Kendin için isterken

Bir şeyi kendin istiyorsan "I want" dilbilgisi olarak doğru ama talepkâr duyuluyor. Türkçedeki "istiyorum" nötrken İngilizcedeki karşılığı değil.

I'd like = I would like. Restoranda, mağazada, resepsiyonda — kendin için bir şey isterken en güvenli kalıp bu.

  • I want a coffee.

    I'd like a coffee, please.

  • I want to speak to the manager.

    Could I speak to the manager?

  • Can I get a coffee?

    Günlük ve tamamen doğal.

please nereye konur

Başa ya da sona gelebiliyor. Ortaya girmesi tuhaf duyuluyor. Ayrıca please tek başına kabalığı kurtarmıyor.

  • Please sit down.

  • Could you help me, please?

  • Could you please me help?

    Could you please help me?

  • Give me that, please.

    Could you pass me that, please?

    please eklemek emri yeterince yumuşatmıyor.

Teklif ve öneri

Birine bir şey teklif ederken ya da birlikte yapmayı önerirken ayrı kalıplar var; emir kipi burada hiç kullanılmıyor.

  • Would you like some tea?

    İkram.

  • Shall we go?

    Birlikte yapma önerisi.

  • Let's take a break.

    Öneri — Let's = Let us.

  • Do you want tea?

    Would you like some tea?

    İlki kaba değil ama resmi ortamda sert.

Kendini sına

Cevabı görmeden önce kendin kur.

  • Restoranda garsona: "Menüyü alabilir miyim?"

    Could I see the menu, please?

    Tanımadığın biriyle konuşuyorsun — Could seviyesi.

  • Hangisi daha kibar: "Can you help me?" mi "Could you help me?" mü?

    Could you help me?

    could, can'in daha kibar hali; geçmiş anlamı taşımıyor.

  • Türkçe: "Bir kahve istiyorum." (kafede)

    I'd like a coffee, please.

    "I want" dilbilgisi doğru ama talepkâr duyuluyor.

  • Arkadaşına: "Hadi ara verelim."

    Let's take a break.

    Birlikte yapma önerisi için Let's kullanılıyor.

Şimdi konuşarak dene

Bu konuyu gerçek bir konuşmada kullandığında, hata yaptığın anda düzeltme geliyor.

Google ile başla