A1 · 6. Günlük kalıplar
6.2 can ve could: yapabilmek
Neden zorlanıyoruz
Türkçede yeterlilik bir ek: "yüzebilirim". Ek fiilin içine giriyor ve ayrı bir kelime yok.
İngilizcede ayrı bir kip geliyor ve bu kip zamanı da üstleniyor. En sık hata arkasına to eklemek: "can to swim". Sebebi, Türkçeden çevirirken "yüzmek" mastar hissinin kalması — oysa kipten sonra mastar değil yalın fiil geliyor.
İkinci zorluk: could iki ayrı iş yapıyor. Bazen can'in geçmişi, bazen can'in kibar hali. Türkçede ikisi farklı yapılarla kurulduğu için ("yüzebilirdim" / "yüzebilir misiniz") aynı kelimenin iki işi şaşırtıyor.
Arkasından yalın fiil
can + fiil. to yok, -s yok, -ing yok. Kipler hiç çekilmiyor.
Bu kural bütün kipler için geçerli: can, could, will, would, should, must, may, might. Hiçbirinden sonra to gelmiyor ve hiçbiri çekilmiyor. Tek istisna have to — o bir kip değil, normal fiil.
I can to swim.
I can swim.
She can speaks English.
She can speak English.
He cans drive.
He can drive.
Geçmişte could
Geçmişteki genel yeterlilik için could; tek seferlik bir başarı için was/were able to kullanılıyor. Bu ayrım Türkçede yok.
I could swim when I was five.
Genel yetenek.
I was able to finish it yesterday.
Tek seferlik başarı.
I could finish it yesterday.
I was able to finish it yesterday.
I couldn't find it.
Olumsuzda could her durumda kullanılabiliyor.
Rica ve izin
could, can'in kibar hali olarak da kullanılıyor — burada geçmiş anlamı taşımıyor.
Could you help me?
Can you'dan daha kibar.
Can I sit here?
Günlük izin isteme.
Could I ask you something?
Geleceği yok: will be able to
can'in gelecek biçimi yok; iki kip yan yana gelemediği için be able to devreye giriyor.
I will can help you.
I'll be able to help you.
She won't be able to come.
I've never been able to do that.
Perfect zamanlarda da be able to.
Duyu fiilleriyle can
see, hear, smell, feel gibi fiillerle can kullanılıyor ve bu, Türkçedeki şimdiki zamanın karşılığı oluyor.
Burada can yetenek anlatmıyor; Türkçedeki "görüyorum, duyuyorum"un doğal karşılığı bu. Durum fiilleri -ing almadığı için boşluğu can dolduruyor.
I can see the sea from here.
Denizi görüyorum.
I am seeing the sea.
I can see the sea.
Can you hear me?
Beni duyuyor musun?
Kendini sına
Cevabı görmeden önce kendin kur.
Türkçe: "Yüzebiliyorum."
I can swim.
Kipten sonra yalın fiil; to yok.
Hatayı bul: "I will can help you tomorrow."
I'll be able to help you tomorrow.
İki kip yan yana gelemiyor.
Türkçe: "Buradan denizi görüyorum."
I can see the sea from here.
Duyu fiilleriyle can kullanılıyor.
Türkçe: "Dün bitirebildim." (tek seferlik başarı)
I was able to finish it yesterday.
Tek seferlik başarı için could değil was able to.
Şimdi konuşarak dene
Bu konuyu gerçek bir konuşmada kullandığında, hata yaptığın anda düzeltme geliyor.
Google ile başla