Korkma KonuşÖğren

B2 · 21. Doğallık

21.4 Anlamadığını söylemek

Neden zorlanıyoruz

Bu dersin konusu dilbilgisi değil, dayanıklılık.

Bir konuşmada anlamadığın bir şey olduğunda iki seçenek var: sormak ya da susup kafa sallamak. İkincisi kısa vadede daha kolay geliyor ama konuşmayı bitiriyor — karşıdaki ya aynı şeyi tekrar anlatıyor ya da konuşmayı kısa kesiyor.

Türkçe konuşan öğrencilerde bu özellikle yaygın, çünkü "anlamadım" demek utanç verici hissettiriyor. Oysa İngilizce konuşan ortamlarda anlamadığını söylemek tamamen normal — ana dili İngilizce olan insanlar da birbirine sürekli "sorry, what?" diyor.

Bu dersteki kalıplar uygulamanın asıl amacıyla doğrudan ilgili: korkmadan konuşmak. Konuşmayı sürdürebilen biri hata yapsa da ilerliyor; sustuğunda öğrenme duruyor.

Kalıplar kolay, sayıları az ve hepsi hemen kullanılabilir. Bu dersi okuduktan sonra ilk sohbette denemek yeterli.

Tekrar istemek

En temel ihtiyaç. "What?" tek başına kaba duyuluyor; bu kalıplar değil.

  • Sorry, could you say that again?

  • Sorry, I didn't catch that.

    Duyamadım/yakalayamadım.

  • Could you repeat that, please?

  • Sorry, what was that?

  • Pardon?

    Kısa ve kibar.

  • What?

    Sorry, what?

    Sorry ekleyince nötrleşiyor.

Yavaşlatmak

Hız sorunu anlamama sebeplerinin başında geliyor ve bunu söylemek tamamen normal.

  • Could you speak a bit more slowly, please?

  • Sorry, you're speaking a bit fast for me.

  • Could you slow down a little?

  • Sorry, my English isn't great — could you repeat that slowly?

Kelime sormak

Bilmediğin bir kelime geçtiğinde sormak öğrenmenin en hızlı yolu.

  • What does … mean?

  • What means …?

    What does … mean?

  • Sorry, what's a …?

  • How do you spell that?

  • I'm not familiar with that word.

Kelime bulamadığında

Söylemek istediğin kelimeyi bilmiyorsun. Susmak yerine tarif etmek en iyi strateji.

Bu strateji her zaman işe yarıyor ve ileri seviyede bile kullanılıyor. Kelimeyi bilmemek sorun değil; tarif edememek sorun. Bir kelimeyi tarif ederek karşıya ulaştırmak, o kelimeyi bilmekten daha değerli bir beceri.

  • How do you say … in English?

  • What's the word for…?

  • It's a kind of…

    Bir tür…

  • It's like a … but smaller.

    Tarif etme.

  • You use it to…

    Ne işe yaradığını anlatmak.

  • I can't think of the word — it's something like…

Anladığını doğrulamak

Anladığını düşünüyorsun ama emin değilsin. Kontrol etmek yanlış anlamaktan iyi.

  • So you mean…?

  • Let me check I've understood — you're saying…

  • Do you mean … or …?

  • Sorry, just to be clear…

  • Is that right?

Kendi hatanı düzeltmek

Yanlış bir şey söylediğinde baştan başlamak gerekmiyor; bu kalıplarla düzeltiliyor.

  • Sorry, I mean…

    En kısa ve en kullanışlı.

  • Sorry, let me rephrase that.

  • What I meant was…

  • Sorry, that came out wrong.

  • Or rather…

    Daha doğrusu.

Özür dilemek gerekmiyor

İngilizce öğrenen çoğu kişi sürekli dil seviyesi için özür diliyor. Bir kez söylemek yeterli; fazlası konuşmayı ağırlaştırıyor.

  • Sorry, my English isn't very good.

    Bir kez — yeterli.

  • Sorry for my bad English. Sorry. Sorry, my English is bad.

    Sorry, could you say that again?

  • I'm still learning.

    Gerekiyorsa kısa açıklama.

  • Doğrudan sormak her zaman özür dilemekten iyi.

Kendini sına

Cevabı görmeden önce kendin kur.

  • Karşındakini duyamadın. Ne dersin?

    Sorry, I didn't catch that.

    "What?" tek başına kaba duyuluyor.

  • Hatayı bul: "What means 'commute'?"

    What does 'commute' mean?

    Soru yardımcı fiille kuruluyor.

  • Kelimeyi bilmiyorsun ama anlatmak istiyorsun. Nasıl başlarsın?

    It's a kind of… / It's like a … but…

    Tarif etmek, susmaktan her zaman iyi.

  • Yanlış bir şey söyledin, düzeltmek istiyorsun.

    Sorry, I mean…

    Baştan başlamak gerekmiyor.

Şimdi konuşarak dene

Bu konuyu gerçek bir konuşmada kullandığında, hata yaptığın anda düzeltme geliyor.

Google ile başla